Edebiyat dünyası sarsılıyor. Yiğit Caner Ertoşi, uzun süren sessizliğini bozuyor ve daha ismiyle bile gündemi değiştiren yeni romanı “İçime Bir Kürt Düştü” ile edebiyata sert, cesur ve sansasyonel bir dönüş yapıyor. Motto Yayınları etiketiyle yayımlanacak eser, şimdiden kulislerde “en çok konuşulacak kitap” olarak anılıyor.
Bu roman sıradan bir aşk hikâyesi değil. Bir kadının Kürt bir adama duyduğu aşk, sayfalar ilerledikçe toplumun bastırdığı kimlikleri, görmezden geldiği gerçekleri ve yüzleşmekten kaçtığı kaderleri gün yüzüne çıkarıyor. Ertoşi, kalemini filtresiz kullanıyor; aşkı romantize etmek yerine, tüm çıplaklığıyla okurun önüne koyuyor.
Hikâye ilerledikçe aşk, yalnızca iki kişi arasında kalmıyor. Bu birliktelikten doğan Kürt bir bebeğin varlığı, romanın tansiyonunu zirveye taşıyor. Çünkü bu bebek; bir aşkın değil, bir meydan okumanın, bir kimliğin ve yeni bir kaderin sembolü olarak karşımıza çıkıyor.

Yiğit Caner Ertoşi, “İçime Bir Kürt Düştü” ile şu soruyu yüksek sesle sorduruyor:
İnsan birine mi âşık olur, yoksa onun taşıdığı kimliğe, geçmişe ve kadere mi?
Bu soru, kitabın satır aralarında değil, doğrudan kalbin ortasında yankılanıyor.
Cesur dili, sarsıcı kurgusu ve tartışma yaratacak temasıyla “İçime Bir Kürt Düştü”, yayımlandığı anda yalnızca edebiyat sayfalarında değil, magazin ve kültür gündeminde de geniş yer bulmaya aday. Yiğit Caner Ertoşi’nin bu çıkışı, edebiyatta uzun süre konuşulacak bir kırılma anı olarak şimdiden kayda geçiyor.