Capilora’da donör alanın özellikleri değerlendirilerek greftlerin kontrollü biçimde kullanılmasına yönelik planlama yapılıyor. Böylece yalnızca bugünkü saç kaybının değil, ilerleyen dönemlerde yaşanabilecek değişimlerin de hesaba katılması amaçlanıyor.
Saç ekiminde başarı artık yalnızca ekilen saç kökü sayısıyla değerlendirilmiyor. Saçın yüzle oluşturduğu uyum, köklerin yerleştirilme biçimi ve mevcut saçların gelecekteki durumu da sürecin önemli parçaları arasında gösteriliyor. Ankara’da faaliyet gösteren Capilora Saç Ekimi, bu noktada kişiye göre şekillendirilen bir uygulama anlayışını öne çıkarıyor.
Saç kaybı yaşayan kişilerin ihtiyaçları birbirinden farklılık gösterebiliyor. Kimi kişilerde ön bölgedeki açıklık dikkat çekerken, kimi kişilerde tepe bölgesindeki seyrelme daha belirgin hale gelebiliyor. Saç telinin yapısı ve donör bölgedeki köklerin özellikleri de uygulanacak işlemin planlanmasında farklılık yaratabiliyor.
Capilora’da bu nedenle operasyon öncesinde kapsamlı bir değerlendirme yapılıyor. Saçın mevcut durumu ile birlikte yüz yapısı, yaş, saç karakteri ve donör bölgedeki kapasite dikkate alınarak kişiye uygun bir yol haritası oluşturulması hedefleniyor.
Bir saç ekiminin dışarıdan nasıl görüneceğini belirleyen unsurların başında saç çizgisi geliyor. Saç çizgisinin kişinin yüz hatlarıyla uyumlu şekilde tasarlanması, doğal bir görünüm açısından önem taşıyor.
Saç ekimi uzmanı Onur Akkoca, saç çizgisi planlanırken yalnızca mevcut açıklığın kapatılmasının yeterli olmadığını belirtiyor. Kişinin yüz oranları, yaşı ve saç yapısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Akkoca, tasarım aşamasının operasyonun temel bölümlerinden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Capilora’da uygun adaylar için FUE, Sapphire FUE ve DHI gibi farklı saç ekimi yöntemleri değerlendirilebiliyor. Uygulanacak tekniğin belirlenmesinde ise kişinin saç yapısı ve ihtiyaçları esas alınıyor.
Greftlerin yerleştirileceği alanlarda yön, açı ve yoğunluk dağılımı da planlamaya dahil ediliyor. Hedef, yeni saçların mevcut saçlarla mümkün olduğunca uyumlu bir görünüm oluşturması olarak ifade ediliyor.
Saç ekiminde ense ve çevresindeki bölge önemli bir kaynak olarak kabul ediliyor. Bu nedenle mevcut köklerin ne şekilde kullanılacağı, uzun vadeli planlama açısından dikkatle ele alınıyor.
Capilora’da donör alanın özellikleri değerlendirilerek greftlerin kontrollü biçimde kullanılmasına yönelik planlama yapılıyor. Böylece yalnızca bugünkü saç kaybının değil, ilerleyen dönemlerde yaşanabilecek değişimlerin de hesaba katılması amaçlanıyor.
Operasyonun tamamlanmasının ardından süreç sona ermiyor. İlk yıkama, bakım uygulamaları, iyileşme dönemi ve saçların gelişim aşamaları takip sürecinin içerisinde değerlendiriliyor.
Onur Akkoca, danışanların operasyon sonrasında da doğru şekilde yönlendirilmesinin önem taşıdığını belirterek saç ekiminin uzun süreli bir süreç olduğunu ifade ediyor.
Ankara merkezli Capilora Saç Ekimi, güncel saç restorasyonu tekniklerini takip ederken kişiye özel değerlendirme anlayışını çalışmalarının merkezinde tutuyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve yurt dışından gelen danışanlara hizmet sunmayı hedefleyen marka, Ankara’dan uluslararası ölçekte büyüyen bir saç restorasyonu markası olma yolunda çalışmalarını sürdürüyor.