Çocuk ve ergen psikolojisi alanındaki çalışmalarını Diyarbakır’da sürdüren Uzm. Klinik Psk. Meki Deniz, çocukların yaşadıkları sıkıntıları her zaman açıkça anlatmadığını belirtiyor. Özellikle davranışlarda meydana gelen ani değişimlerin, çocuğun ifade etmekte zorlandığı duygularla bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.
Bir çocuğun bir anda sessizleşmesi, arkadaşlarından uzaklaşması ya da sürekli odasına kapanması aileler tarafından çoğu zaman geçici bir dönem olarak görülüyor. Ancak çocukların davranışlarında ortaya çıkan bazı değişimler, fark edilenden çok daha önemli mesajlar taşıyabiliyor. Uzm. Klinik Psk. Meki Deniz, ebeveynlerin çocukların günlük davranışlarındaki sıra dışı değişimleri göz ardı etmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Çocuk ve ergen psikolojisi alanındaki çalışmalarını Diyarbakır’da sürdüren Uzm. Klinik Psk. Meki Deniz, çocukların yaşadıkları sıkıntıları her zaman açıkça anlatmadığını belirtiyor. Özellikle davranışlarda meydana gelen ani değişimlerin, çocuğun ifade etmekte zorlandığı duygularla bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.
Dışarıdan bakıldığında “huysuzluk”, “inatlaşma” veya “ergenlik” olarak değerlendirilen bazı davranışların altında kaygı, yalnızlık, özgüven sorunları, başarısızlık korkusu ya da sosyal ilişkilerde yaşanan güçlükler bulunabiliyor.
Çocukların yalnızca ağladığında veya öfkelendiğinde değil, sessiz kaldığında da dikkatle gözlemlenmesi gerektiği belirtiliyor.
Daha önce ailesiyle sohbet eden bir çocuğun konuşmayı bırakması, arkadaşlarıyla görüşmek istememesi, sevdiği aktivitelere karşı ilgisini kaybetmesi veya sürekli yalnız kalmayı tercih etmesi, üzerinde durulması gereken değişimler arasında yer alıyor.
Meki Deniz’e göre burada asıl mesele çocuğu sorguya çekmek değil, onun dünyasında nelerin değiştiğini anlamaya çalışmak. Çünkü çocuklar çoğu zaman yaşadıkları duyguyu doğrudan anlatmak yerine davranışlarıyla ortaya koyabiliyor.

Ev içerisinde yaşanan tartışmaların önemli bir bölümünde çocuğun yalnızca son davranışı görülebiliyor. Bağırmak, ağlamak, kapıyı sertçe kapatmak veya iletişimi kesmek tepki olarak değerlendiriliyor.
Ancak davranışın öncesinde yaşananların da dikkate alınması gerektiği ifade ediliyor. Çocuk kendisini değersiz hissettiğinde, dışlandığında veya başarısızlık baskısı yaşadığında bunu doğrudan anlatmak yerine öfkeyle tepki verebiliyor.
Bu nedenle ebeveynlerin “Neden böyle yaptın?” sorusunun yanında “Seni bu noktaya getiren ne oldu?” sorusunu da düşünmesi gerekiyor.
Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin artması da ailelerde ciddi tartışmalara neden olabiliyor. Fakat Uzm. Klinik Psk. Meki Deniz, yalnızca telefon kullanımına odaklanmanın sorunun tamamını açıklamayabileceğine dikkat çekiyor.
Bazı çocuklar için telefon ve dijital platformlar, gerçek hayatta yaşadıkları sıkıntılardan uzaklaşabilecekleri bir alan haline gelebiliyor. Arkadaşlık kurmakta zorlanan, okulda kendisini başarısız hisseden veya ev içerisinde iletişim problemi yaşayan bir çocuk, dijital dünyada kendisine daha rahat bir alan bulabiliyor.
Bu nedenle ekran süresini azaltmaya çalışırken aynı zamanda çocuğun gerçek yaşamında nelerin yolunda gitmediğine de bakılması gerekiyor.
Meki Deniz’in dikkat çektiği bir başka konu ise çocuklara verilen etiketler. “Tembel”, “yaramaz”, “inatçı” veya “sorunlu” gibi ifadelerin çocuğun kendisiyle ilgili algısını etkileyebileceği belirtiliyor.
Bir davranışın yanlış olmasıyla çocuğun kötü veya problemli olması aynı şey değil. Çocuğa sınır koyarken kişiliğini hedef almamak, davranışı eleştirirken çocuğun kendisini değersiz hissetmesine neden olmamak önem taşıyor.
Bu yaklaşım, aile ile çocuk arasındaki iletişimin kopmak yerine güçlenmesine katkı sağlayabiliyor.
Çocukların yardım çağrısı her zaman açık bir cümle şeklinde gelmeyebiliyor. Bazen okuldan uzaklaşmak, bazen arkadaş çevresinden kopmak, bazen sürekli uyumak, bazen de saatlerce ekran karşısında kalmak bu çağrının farklı biçimleri olabiliyor.
Uzm. Klinik Psk. Meki Deniz, özellikle davranış değişikliklerinin uzun sürmesi ve çocuğun okul, aile veya sosyal yaşamını etkilemeye başlaması halinde durumun daha dikkatli ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Diyarbakır’da çocuk ve ergen psikolojisi alanındaki çalışmalarını sürdüren Meki Deniz’in değerlendirmeleri, ebeveynlere önemli bir noktayı hatırlatıyor: Çocukların her davranışı sadece düzeltilmesi gereken bir problem olmayabilir.
Bazen en çok tepki veren çocuk en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyan çocuk olabilir. Bazen de en sessiz görünen çocuk, içinde en büyük mücadeleyi veriyor olabilir. Bu nedenle çocuğun ne yaptığı kadar, neden böyle davrandığını anlamaya çalışmak büyük önem taşıyor.